2010/12/29

50/2

Evet, işimi bitirdim. Ama insanları anlamayı bitiremedim. Bi alevli meyve formunda herkes. Mesela bugünlerde kafam epeyce karışık. Kendime önce Koyver gitsin, sonra da Why so serious? diyorum seri olarak. Mesela, hmm nasıl anlatsam, biri olsun şimdi. O biri öyle bi şey yapsın ki "aha ayağım yerden kesiliyor" de. Ama o ipi sürekli kese kese kısaltsın, sen kademeli yere in.

Bi gün bi şey söylesin, ertesi gün tam tersi ayağını çeksin, sonra bi daha gönlünü alsın, "sörf yerim, bunu tabii ki yemem" diye tam bi adım ben atacak olayım ki, allah belasını, 5 dakika sonra bi daha mehter adımlarına geri dönsün. Günlerdir. Ay yok aylardır.

Şimdi ben bunu yapmam arkadaşım. Yaş olmuş 50 bölü 2. Taktik hazırlayacak olsam elime beyaz boardmarker tahtasını alır, sahaya çıkar, teknik direktör olurdum zaten. Ama ben denizanası gibi şeffafım bu işlerde. Bunları da burada anlatmamın sebebi Ayşe Arman'lık değil. Ev arkadaşım akşam eve gelmeyecek de ondan bi boşaltım yapmam gerekti. Evet.

Neyse, buradan eksik kaldığım süre içinde bi de İtalya'ya gittim. Gideceklere tavsiyeler: Dondurması çok güzel, şampanyalısı bile var. Erkekleri çok yakışıklı. Napoli'den uzak durun. Pizza yiyin. Siena'yı görün. Roma'da İspanyol Merdivenleri'nde zaman kaybetmeyin. Ama Tiber adasını görün. Bi pazar varmış, pazar günleri kuruluyor, çok övüyorlar, ama bildiğimiz küçük Rus pazarı-Salı pazarı. Onun yerine uyku uyuyun. Vatikan çok güzel. Caravaggio görün.

Hadi öptüm. Ayh bunalım.

0 bardak süt: